Pazarlamaciyiz.biz!
  • Ana SayfaYE
  • Ufuk İşman Kimdir?
  • Yusuf Esenkal Kimdir?
  • Başlarken

İşadamı tanınmak için AVM yatırımı yapıyor.

Yazan Yusuf Esenkal - 02 July 2009  
BeğenmedimBeğendim (+14 puan, 4 oy)

EA
‘İşadamı tanınmak için AVM yatırımı yapıyor’
‘Kiracılar ayrı bir ırk, anlamak mümkün değil’
02.07.2009 / SABAH – Ekonomi

Jones Lang Lasalle Türkiye Direktörü Ercüment Alptekin, “Bazı işadamları sırf isim yapmak ve statü için AVM yatırımı yapıyor. Cem Boyner’in hatırını sorması işadamına haz veriyor” dedi.

İşadamlarının gözde yatırım alanı olmaya devam eden alışveriş merkezleri (AVM) Türkiye genelinde 218′e ulaştı. Birçok AVM yatırımcısının yaptığı yatırımdan dolayı pişman olduğunu ancak olası bir toparlanma durumunda yeniden AVM yatırımı yapmak istediklerini dile getiren Jones Lang Lasalle Türkiye Alışveriş Merkezi Yönetim Direktörü Ercüment Alptekin, “Birçok işadamı AVM yatırımını isim yapmak ya da statü kazanmak için yapıyor” dedi. Özellikle Anadolu’da bu durumun yatırımcılar arasında husumete neden olduğunu dile getiren Alptekin şöyle konuştu: “AVM yatırımı popülarite sağlıyor ve bundan hoşlanan işadamları var. Adı sanı olmayan adamlara Cem Boyner’in gelip selam vermesi, hatrını sorması ya da karşılıklı oturup iş konuşmak ciddi bir haz veriyor. O yüzden iş başarılı olmasa da yatırımcı bu alana yatırım yapmaktan vazgeçmiyor.”

İKİSİ BİR ARADA AVM
Yeni moda AVM yatırımının outlet’ler olduğunu ancak sonradan outlet’e dönüştürülen AVM’lere anlam veremediğini belirten Alptekin, “Hem markalarda hem de yatırımcıda ‘outlet olursa hayatımız kurtulur mantığı’ var. A gelir grubuna hitap eden AVM’ler kriz nedeniyle B ve C’yi kapmak için bu yola giriyorlar. Halbuki Ferrari’den Doğan çıkarmak yerine Ferrari’nin bir üst modelini nasıl üretiriz ona bakmaları lazım. Herkes birbirinin aynı. Yakında farklılaşmak adına ikisi birarada AVM’ler gelirse şaşırmayın” diye konuştu.

BU ISRAR NİYE?
Beylikdüzü ve Bahçeşehir bölgelerine AVM yatırımı yapmak için ısrarcı olan yatırımcıların olduğunu vurgulayan Alptekin, “O bölgede insanlar şehir merkezlerine kaçarken AVM yatırımı yapmak için ısrar etmelerini anlamıyorum. 2 AVM’yi kaldırabilecek bir bölgeye 6 AVM yaparsan çok farklı olmadığı sürece başarısızlıkla sonuçlanır” dedi. Bu dönemde Doğu ve Güneydoğu Avrupa ile yönetim işbirliklerine hazır olmak gerektiğini vurgulayan Alptekin, “Bu şekilde Türk markalarını yurtdışındaki AVM’lere taşıyabileceğiz” dedi.

‘Kiracılar ayrı bir ırk, anlamak mümkün değil’

AVM kiracılarını yeryüzündeki dördüncü ırk olarak nitelendiren Alptekin, “İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve AVM kiracıları. Kiramı ödeyemiyorum kiramı sil ya da düşür diyor ardından da ‘abi yandaki dükkan boşsa bana kiraya ver’ diyor. Ben bu çelişkiyi çözemedim” diye veryansın ediyor Alptekin. Kiracı – AVM yönetimi arasındaki kira sürtüşmelerinin, mağazalar istedikleri ciroları yapana kadar devam edeceğini ifade eden Alptekin, “Tüketicinin cebindeki paranın değeri arttı. Vakko, Beymen gibi markalar yerine Defacto, LCWaikiki gibi markaların ön plana çıktı. Firmaların bu değişimi doğru yorumlayıp maliyeti azaltmaya değil satışı artırmaya yönelik stratejiler uygulamaları gerekiyor” dedi

Yorum Yok
Kategori: AVM Yönetimi, Alıntı, Alışveriş Merkezi, Liderlik, Strateji, Yönetim, İş Dünyası
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu Pazarlamaciyiz.Biz yazarı ol!

“Başarısız Genel Müdür” Nasıl Olunur?

Yazan Yusuf Esenkal - 02 July 2009  
BeğenmedimBeğendim (+5 puan, 1 oy)

gm
” Büyük bir şirketin sahibi şirkette işler çok iyi gittiği halde  Genel Müdürüne çok para verdiğini düşünmektedir. Sonunda genel müdürünü takip ettirip, bu parayı gerçekten hak edip etmediğini anlamaya karar verir.  Bu amaçla bir kişiyi işçi kılığında fabrikaya sokar. Kişinin görevi sadece genel müdürü takip etmektir. Gözlemlerine devam eden kişi bir süre sonra rapor vermek amacıyla şirket sahibinin yanına gelir:
-Efendim, bu adamın bir şey yaptığı yok. Sabah gelip şöyle bir fabrikayı geziyor, ardından yerine gelip kahvesini yudumlarken gazete okuyor. Gün boyunca sadece birkaç defa kapısı çalınıyor, gelip gideni de yok. Yani akşama kadar keyif yapıyor. Bence bu para bu çalışmayan adama çok, onun yerine daha az maaşla daha çok çalışan başka bir genel müdür alabilirsiniz.
Bu kişinin de etkisiyle kızan şirket sahibi genel müdürü işten çıkarır. İşten ayrılan genel müdürün ayrıldığı dönemde firma oldukça iyi durumdadır. Giden genel müdürün yerine gerçekten daha az maaşla başka bir genel müdür alınır. Ancak işler beklenildiği gibi gitmemektedir. Bu değişikliği takip eden dönemde mali tablolarda bir duraklama görülmektedir. Şirket sahibi aynı kişiyi durumu tekrar kontrol etmesi için görevlendirir. Bir süre sonra bu kişi gelir.

Raporu şöyledir:
-Efendim yeni genel müdür gerçekten çok çalışıyor. Sabah geliyor akşam geç saatlere kadar hiç durmuyor. Masasının üzerinde evrak yığınları, gidenler-gelenler hiç eksik olmuyor. Odasının önü belediye durağı gibi.
Şirket sahibi bu durumun geçici olduğunu, bir geçiş dönemi yaşadıklarını düşünerek durumu önemsemez. Ancak yılın bitimiyle ortaya çıkan tablo acı gerçeği ortaya çıkarır. Şirket zarar etmeye başlamıştır. Firmada yanlış giden bir şeyler vardır. Durumun ehemmiyetini anlayan patron soluğu şirkette alır. Bu sefer kılığını değiştirerek kendisi gözlemci rolünü üstlenir. Gerçekten yeni genel müdür çok çalışmaktadır. Çalışmaktan saçları dağılan, yüzü çöken genel müdürün kapısında bekleyen kişiler eksik olmamaktadır. Bu kişilerin yüzünden de stres ve gerginlik okunmaktadır. Sonunda bir ustabaşına yaklaşan şirket sahibi onunla konuşmayı dener. Zaten dertli olan bu kişi hemen konuşmaya başlar.
Çok sıkıntılıdır:
-Her gün böyleyiz. Genel müdür her şeye kendisi karar vermek istiyor. Onun onayını almadan bir şey yapamıyoruz. Bu nedenle tıkanıp kalıyoruz, üretim yapamıyoruz. İşin içinden çıkamaz olduk. Eski genel müdürümüz böyle değildi. Herkesin yetki ve sorumluluğunu belirlemişti. Her kişi kendi sorumluluk alanında gerektiği durumlarda insiyatif kullanır, sorunları büyümeden hemen çözerdi. Çok sıkıştığımız ve bizi aşan durumlarda ancak ona gelirdik ve bilirdik ki o gerekeni yapacak ve yolumuzu açacaktır.
Şirket sahibi yaptığı hatanın büyüklüğünü anlar. İlk işi eski genel müdürünü geri çağırmak olur. Eski genel müdür işi kabul eder; ancak 2 kat daha fazla maaş ödenmesi şartıyla ! ”
Bu hikayede ki temel vurgu etkili delegasyondur. İlgili yönetici üzerinde taşıdığı yetkileri doğru kişilere paylaştırarak hem kendini olması gerektiği pozisyona taşımış, hem de sistemin daha dinamik ve çabuk karar verip hızla uygulayan bir yapıya geçmesine neden olmuştur. Tabii burada önemle vurgulanması gereken nokta yetkilerin delegasyonla devredildiğidir, sorumlulukların değil.

Sorumluluk her zaman delegasyonu yapan kişiye yani yöneticiye aittir. Bu devredilemez.

Hoşcakalın..

Beşir TAYFUR

Yorum Yok
Kategori: Alıntı, Liderlik, Strateji, Yönetim, İş Dünyası
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu Pazarlamaciyiz.Biz yazarı ol!

Haber mi? Kime ve Neye Göre Haber?

Yazan Ufuk İşman - 25 June 2009  
BeğenmedimBeğendim (+14 puan, 4 oy)

haberci

Bizler, temsil ettiğimiz kurumun haberlerinin çeşitli yayın organlarında yayınlanması ile yükümlüyüz. Üzerimizde büyük bir baskı var. Neden? Çünkü temsil ettiğimiz kurum en iyi gazetelerde, belli kanalların ana haberlerinde yer almak istiyor. Aşağısı kurtarmıyor. Müşteri bunun için bir bedel ödüyor ve bu konuda “başarı” bekliyor.
- Ufuk Bey, bunu derhal haber yapalım!.
- Affedersiniz neyi haber yapalım?
- İşte bunu!
- Ama bu haber değil ki, haber olması için “şöyle şöyle” olması, ve bu konunun “şu” yoldan sunulması gerekirdi. Öyle yapmamışsınız. Keşke olay gerçekleşmeden önce bize bir danışsaydınız!…
Bu diyalogu kim bilir kaç kez yaşadınız?
Halbuki medya ilişkilerini yürüten bizler, gazetecilerin haber kaynağıyız…
Bir firma talep etti diye değil, gerçekten haber değeri varsa o haber ulusal basında yer alabiliyor. Üstelik medya dünyasında bir sürü faktör var! Mesela bir gazeteye giren haberler yeni gelişmelerin ışığında, günde üç dört kez değişikliğe uğrayabiliyor. Haberler çıkarılabiliyor ya da yerine yeni haberler eklenebiliyor. Dolayısıyla sizin için çok önemli olan haber, medya ilişkileri uzmanı olarak her şeyi doğru yapmış olsanız bile, son dakikada yayından çıkartılıp çöpe atılabiliyor.

Aslında şuna benzer sızlanmaları da müşteri tarafında sık sık duyabilirsiniz. “Beş yıldızlı otelde basın toplantısı düzenledik ve bir sürü basın mensubu geldi ama bazıları haberi yayımlamadı” ya da “Yurt dışına gezi düzenledik, organizasyon mükemmel geçti ama gazetede tek satır bile çıkmadı, gerekçe olarak basın mensubu son dakikada –reklam- girmesini gösterdi.”
Habercilere kulak kabartsanız onlar da şunu söyler: “Basın toplantısı düzenlemişler ama ortada haber olacak bir şey yoktu ki!”
Onları yurt dışında ve beş yıldızlı otellerde ağırlamanız bile haber olmayan bir bilgiyi -çoğu zaman- haber yapmaya yetmez.
…..Devamı için tıklayın

Yorum Yok
Kategori: Marketing & PR, Strateji
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu Pazarlamaciyiz.Biz yazarı ol!

Bir Reklamın Anatomisi

Yazan Ufuk İşman - 15 June 2009  
BeğenmedimBeğendim (+15 puan, 3 oy)

Japan
Her sabah metro ile işe geliyorum. Bu benim için son derece keyifli bir aktivite oluyor Reklam dünyasının gündemini oluşturan tüm ilanları bu kısa yolculuk sırasında görme şansına sahip oluyorum. Tüm dünyada böyledir metro istasyonları, girişleri, çıkışları, yürüyen merdivenleri hatta vagonları en değerli reklam mecralarıdır. Japonya, özellikle metro reklamları konusunda inanılmaz bir ülke! Japonya, saydıklarımın dışında vagonların içine yerleştirdiği esnek LCD ekran monitörleri de son derece etkin bir şekilde kullanıyor ve kısacası  adı “metro kültürü” olan bu inanılmaz mecrayı en etkin şekilde kullanıyor.

Çok normal değil mi? Gün içinde önlerinden belki de 100 binlerce insan geçiyor. Eğer hedefinizi iyi belirlemişseniz, bundan daha iyi bir mecra bulamazsınız.

Neden bu böyle bir giriş yaptım, neden bu kadar laf anlattım; dilerseniz yavaş yavaş o konuyu açayım.

Bu sabah metronun yürüyen merdivenlerinde gördüğüm bir reklam beni çok rahatsız etti!. Sakın yanlış anlamayın, ne diliyle, ne kullandığı görselle sadece yanlış kullandığı bir malzeme ile rahatsız etti.

“Peki Sizin İngilizceniz yeterli mi?” sloganına sahip, bir dil okulu ilanı bu! İlk bakışta yüzü olmayan insanlar görüyorsunuz ve bu ilanın aslında ne anlatmak istediğini anlayamıyorsunuz. Utanç içinde yüzlerini kaybetmiş insanlar dizisi mi seyrediyoruz yoksa anlatılmak istenen başka bir şey mi var? İlanı yakından incelediğimde aslında yaratıcı ekibin amacının bambaşka bir noktaya ulaşmak olduğunu görüyorum!
 Bir Reklamın Anatomisi
Fikir şu: Yüzleri yokmuş havası yaratan kötü malzeme aslında bir ayna olmalıymış, ya da ona çok yakın bir malzeme ki, ilana her bakan kendi yüzünü o ilanda belirtilen toplumun her kesiminden yüzün yerine koyabilsin. Ancak gelin görün ki, seçilen kötü malzeme bu güzel fikri alıp işaret etmediği bambaşka bir noktaya taşımayı başarmış.

 Bir Reklamın Anatomisi

Şimdi Türkçe bilmediğiniz farz edelim!. İlana bakın ne anladınız kendi kendinize sorun lütfen! “Irkçılığı Durdurun” mu? “Bu Utançla Nasıl Yaşarsınız” mı?

Grafik Sanatlar, aslında yazı dili kullanmaz! Rengiyle, grafiğiyle, duruşuyla neden bahsettiğini anlarsınız. Örneğin iyi bir grafik tasarımcının elinden çıkmış Rusça ilana baktığınızda o ilanın dilini bilmiyorsanız bile, ilan dilinin size ne anlattığını okuyabilirsiniz. Dil okulunun ilanındaki hata, seçilen yanlış malzemenin reklam dilini  tamamen değiştirmiş olması gibi görülüyor..

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

…..Devamı için tıklayın

Yorum Yok
Kategori: Editörden, Fiyatlama, Markalaşma, Marketing & PR, PR, Pazarlama, Perakende, Strateji
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu Pazarlamaciyiz.Biz yazarı ol!
« Eski yayınlar

Site hakkında

Yusuf Esenkal ve Ufuk İşman profesyonel yaşantıları haricinde de iki yakın arkadaştırlar. Arkadaşlıklarını yeni yatırımlar ve özel internet projelerinde de sürdürmektedirler. 2006 yılı sonunda Yusuf Esenkal tarafından "Bir Pazarlamacının Günlüğü" sloganı ile yayına başlatılan sonrasında ise Alışveriş Merkezi yönetimi üzerine yayın yaptığı Pazarlamaciyiz.Biz sitesini de yine beraberce, eğlenerek güncellemektedirler.

Spot Işığı

Destekliyorum

Burada yer almak için bize ulaşın

Döviz ne durumda?

Takip Merkezi:

    EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu EkleBunu RSS Ekle Butonu Pazarlamaciyiz.Biz yazarı ol!

    Yusuf Esenkal'in LinkedIn profiliLinkedIn Profilim

    Technorati Favorilerime Ekle

Sizce?

  • Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
    • Anket Arşivi

Etiketler

  • 3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Eğlence Editörden eleman Futbol gelecek gercekten.com Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Makaleler marka Merhaba merkezi Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji Türkiye teknoloji web Yönetim Yorum Yusuf Esenkal

Ah İstanbul

Arama

Konular

  • Serbest (45)
  • Adverts (5)
  • Alıntı (25)
  • Alışveriş Merkezi (15)
  • AVM Yönetimi (12)
  • Editörden (150)
  • Fiyatlama (4)
  • Liderlik (6)
  • Makaleler (26)
  • Markalaşma (8)
  • Marketing & PR (39)
  • Müşteri (21)
  • Müşteri Hizmetleri (8)
  • Müşteri Memnuniyeti (12)
  • Niş Pazarlama (6)
  • Pazarlama (37)
  • Perakende (14)
  • PR (13)
  • Reklam (13)
  • Reklamlar (5)
  • Satış (30)
  • Strateji (36)
  • Yönetim (31)
  • Gerilla Pazarlama (7)
  • Haftalık yorum-analiz (21)
  • İş Dünyası (15)
  • Eğlence (4)
  • Sosyal Sorumluluk (1)

Takip Ettiklerimiz

  • AdKritik
  • AntiFit
  • Brand Box
  • Burak Büyükdemir
  • Çağlar Erol
  • Cin Fikrim
  • Diyalog
  • Fikir Atölyesi
  • Fıstık Yeşili
  • H. Cihan Salim
  • I can watch movies
  • İlham İnan Dündar
  • İnteraktif Pazarlama
  • İnteraktif Yaklaşım
  • ISBN9760806
  • Marka Cini
  • Marka Gündemi
  • Marketing Post
  • Marketman
  • Mola ver rahatla
  • Morfikirler
  • Pazarlama Cadısı
  • Pazarlama Canavarı
  • PazarlamaBlogu
  • Pazarola
  • Perakende.Org
  • Reclamlar
  • Selçuk Hoca
  • Tuncay Tuncer
  • Weboha
  • Y. Emre Güzer
  • YU.com.ES - Yusuf Esenkal weblog
  • Yusuf Esenkal

Bölümler

  • Ufuk İşman Kimdir?
  • Yusuf Esenkal Kimdir?
  • Başlarken

Bir inceleyin...

Eski Yayınlar

  • July 2009 (2)
  • June 2009 (2)
  • May 2009 (4)
  • April 2009 (2)
  • March 2009 (2)
  • February 2009 (2)
  • January 2009 (5)
  • December 2008 (3)
  • November 2008 (5)
  • October 2008 (6)
  • September 2008 (6)
  • August 2008 (6)

Son Yazılar

  • İşadamı tanınmak için AVM yatırımı yapıyor.
  • “Başarısız Genel Müdür” Nasıl Olunur?
  • Haber mi? Kime ve Neye Göre Haber?
  • Bir Reklamın Anatomisi
  • Pepsi’nin Sultanı, Seda Sayan!
  • Geç Kalan Bir Yazı..
  • Trafik haftasından geriye kalanlar…
  • Perakendenin Bir D’si; Lokasyon
  • Beş varsayım, üç eğilim ve beş fırsat alanı
  • SAKIP SABANCI’NIN 48 NASİHATI
  • Tükenen bilinç, artan tüketim!
  • Emre Altuğ Pazarlamaciyiz.biz’i öneriyor :)
  • Fiyatlar daha dibe vurmadı, cepte para bekliyoruz

Son Yorumlar

  • nazan aydın in Evden çalışma
  • orhan in AVM'lerde kurulabilecek orijinal st…
  • rzrarti in Eyvah Logo!
  • Tuna in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!
  • gülay in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!
  • Özlem HELVA in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!
  • aslı in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!
  • Ufuk İşman in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!
  • Özlem Helva in AVM Yöneticisi bulmak Genel Müdü…
  • Özlem Helva in Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan!

En Çok Yorumlananlar

  • Pepsi'nin Sultanı, Seda Sayan! (11)
  • Kahve zinciri Türkiye’yi sardı pazar 50 milyon YTL’ye uzandı (9)
  • Özür... (8)
  • Pepsi'nin yasaklanan reklamı! (5)
  • Hem reklam hem oyun: Advergame (5)
  • Alışveriş ve Eğlence Merkezi (5)
  • Çöpe Atılan Markalar (5)
  • Fish Card, hoşgeldin.. Bir sen eksiktin! (5)
  • Eyvah Logo! (4)
  • Müşteriyi Elde Tutma Stratejileri (4)
  • Eğitimde İletişimin Önemi Nedir? (4)
  • Lunapark faciası (4)
©2006-2009 PAZARLAMACIYIZ.biz
Yusuf Esenkal     WP