June, 2007


27
Jun 07

Halkla İlişkiler Gazetecileri Etkileme Sanatı Mı?

Asla! Gazetecileri, kendiniz, hizmet verdiğiniz kuruluş veya bir müşterinizle ilgili olarak etkileyebilirsiniz. Bu doğru. Elinizdeki bilgi, O’nun kendi meslektaşları ile yaşadığı rekabet ortamında bir adım öne çıkmasını sağlayacak bir etkileşim sağlayabilir. Ama nereye kadar?

1900’lü yılların başında Ivy L. Lee isimli bir Amerikalı gazeteci ile başladığı söylenen günümüzdeki halkla ilişkiler mesleğinin kökeninde böyle bir görüntü olduğu bir gerçek. Çünkü o günlerde, gazetecilerin kurumlardan haber alma sıkıntıları vardı. Alsalar bile, bilgi güvenilmezdi. Bilgi kaynakları yetkisiz ve yetersiz kişilerdi.

Kendisi de bir gazeteci olan Ivy L. Lee bu boşluğu iyi gördü. Gazetelere, dergilere ve haber ajanslarına müşterinin haber bültenlerini gönderen bir büro fikri başlangıçta herkesi tatmin etti. Ama iş haberle sınırlı kalsaydı günümüze kadar da böyle gelirdi. Continue reading →


25
Jun 07

Halkla İlişkilerden Ne Beklemelisiniz?

1986 yılında yayımlanan ‘Halkla İlişkilerde Temel İlkeler’ isimli kitabımda mesleğin tanımına ilişkin traji-komik bir davranış biçimine yer vermiştim. Birçok meslek mensubu ile birlikte, bir taksi şoförüne halkla ilişkilerin ne anlama geldiğini sormuş ve şöyle bir yanıt almıştım; ‘Bizim yaptığımız işe denir abi.. Bu arabaya binen halk ise onunla ilişki içinde olan biziz!’

Herkes halkla ilişkilerden birşeyler bekliyor. Hatta kriz ortamlarında bu mesleğin mucizeler yaratmasını bile düşünenler var!

Oysaki planlı, programlı bir iletişim disiplini olarak tanımladığımız halkla ilişkiler sizi ancak gereklerini yerine getirdiğiniz takdirde beklentilerinizle buluşturabilir. Ne bir adım ötesi, ne de gerisi…

O halde, ister kurum içinde çalışalım, istersek dışarıdan hizmet üretiyor olalım masaya yatırdığımız konunun halkla ilişkileri ilgilendiren kısımlarını tanımlamamız gerekiyor. Neler olabilir bu beklentiler? Continue reading →


22
Jun 07

Guru Pazarlaması

hoca.jpg

Özellikle akademik ve profesyonel işletmecilik camiasının yakından bildiği gibi, Türkiye’de son yıllarda işletmecilik ve pazarlama bilgisi pazarındaki alışverişin ivmesi artmış ve bu arada çığ gibi eğitim/danışmanlık şirketleri ortaya çıkmıştır. İçlerinde çok saygın hizmet veren kuruluşların var olduğu bu şirketler de, kendileri açısından haklı gibi görünen nedenlerle, dünyanın dört bir yanından işletmecilik guruları (Uzakdoğu’da rehber ya da öğretmen kabul edilen büyük felsefe, fikir adamlarına verilen isim) ithal etmeye başlamışlardır. Küreselleşmeye ek olarak, klasik devlet üniversitelerinin genelde yetersiz kalmaya başlaması bu ivmeyi daha da artırmıştır. Guru ithalatının arkasındaki Aristo mantığı da, “İthalse, kayıtsız şartsız iyidir, yararlıdır” şeklinde özetlenebilir.

Ar. Gör. Pınar Süral Özer ile birlikte yaptığımız araştırmada, bu pazarda tam bir kördöğüşünün sürdüğü belirlenmiştir. Araştırmamızın önemli bulgularından biri, işletmecilik bilgisi müşterilerinin çoğunun ne istediklerini bilmedikleri, bulduklarının çoğunu da müspet-menfi yönde fazla algılayamadıkları yönündeydi. İşletmecilik bilgisi pazarlayan kuruluşların önemli bir bölümünün de bu konularda gerek uzman kalitesi, gerekse bilgi açısından yeterli donanımdan yoksun olup, derinlemesine bilgi (knowledge) yerine yüzeysel ve sistematik olmayan bilgi (information) sunan, etik ilkeleri ve standartlardan yoksun “satıcılar pazarı” koşullarında çalıştıkları belirlenmiştir.

Continue reading →


21
Jun 07

İş Yaşamında Görgü Kuralları Yeniden Keşfediliyor

Hitap şekillerinden tanışmaya, iş arkadaşlarıyla ilişkilerden gün içinde selamlaşmaya, asansörden toplantılara, yemekler, telefonlaşmalar ve yazışmalara kadar; işyerinde attığımız her adımda aslında bir görgü kuralı var. Döneme göre yeniden şekillenen görgü kurallarına bazen çok rağbet ediliyor, bazen de bu kurallardan uzaklaşılıyor. Gelişen teknoloji ve iş yaşamına adım atan çok sayıda gencin bu sonuçta payı büyük.

Şimdi, şirketlerin görgü kurallarını tekrar hatırlamaya, bu kurallara rağbet etmeye başladıkları devirdeyiz. “Yığınla işi olan iş adamının zamanı pek azdır. Genel kural olarak randevularda zamanında buluşmak gerekli ise de, iş randevularında bu daha önemlidir. Çünkü kaybedilecek birkaç dakikalık bir zaman büyük maddi kayıplara da sebep olabilir. Bu bakımdan iş randevularına önemli bir özrü olmadan geç kalmak ya da gelmemek çok ayıptır. Böyle bir özrü bulunan kimsenin telefon ya da telgrafla durumu karşı tarafa randevu saat ve gününden önce bildirmesi gerekir.” Hadi Besleyici’nin 1981 basımlı “Görgü Kuralları” kitabı böyle diyor. Continue reading →

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes