June, 2009


25
Jun 09

Haber mi? Kime ve Neye Göre Haber?

haberci

Bizler, temsil ettiğimiz kurumun haberlerinin çeşitli yayın organlarında yayınlanması ile yükümlüyüz. Üzerimizde büyük bir baskı var. Neden? Çünkü temsil ettiğimiz kurum en iyi gazetelerde, belli kanalların ana haberlerinde yer almak istiyor. Aşağısı kurtarmıyor. Müşteri bunun için bir bedel ödüyor ve bu konuda “başarı” bekliyor.
- Ufuk Bey, bunu derhal haber yapalım!.
- Affedersiniz neyi haber yapalım?
- İşte bunu!
- Ama bu haber değil ki, haber olması için “şöyle şöyle” olması, ve bu konunun “şu” yoldan sunulması gerekirdi. Öyle yapmamışsınız. Keşke olay gerçekleşmeden önce bize bir danışsaydınız!…
Bu diyalogu kim bilir kaç kez yaşadınız?
Halbuki medya ilişkilerini yürüten bizler, gazetecilerin haber kaynağıyız…
Bir firma talep etti diye değil, gerçekten haber değeri varsa o haber ulusal basında yer alabiliyor. Üstelik medya dünyasında bir sürü faktör var! Mesela bir gazeteye giren haberler yeni gelişmelerin ışığında, günde üç dört kez değişikliğe uğrayabiliyor. Haberler çıkarılabiliyor ya da yerine yeni haberler eklenebiliyor. Dolayısıyla sizin için çok önemli olan haber, medya ilişkileri uzmanı olarak her şeyi doğru yapmış olsanız bile, son dakikada yayından çıkartılıp çöpe atılabiliyor.

Aslında şuna benzer sızlanmaları da müşteri tarafında sık sık duyabilirsiniz. “Beş yıldızlı otelde basın toplantısı düzenledik ve bir sürü basın mensubu geldi ama bazıları haberi yayımlamadı” ya da “Yurt dışına gezi düzenledik, organizasyon mükemmel geçti ama gazetede tek satır bile çıkmadı, gerekçe olarak basın mensubu son dakikada –reklam- girmesini gösterdi.”
Habercilere kulak kabartsanız onlar da şunu söyler: “Basın toplantısı düzenlemişler ama ortada haber olacak bir şey yoktu ki!”
Onları yurt dışında ve beş yıldızlı otellerde ağırlamanız bile haber olmayan bir bilgiyi -çoğu zaman- haber yapmaya yetmez.
Continue reading →


15
Jun 09

Bir Reklamın Anatomisi

Japan
Her sabah metro ile işe geliyorum. Bu benim için son derece keyifli bir aktivite oluyor Reklam dünyasının gündemini oluşturan tüm ilanları bu kısa yolculuk sırasında görme şansına sahip oluyorum. Tüm dünyada böyledir metro istasyonları, girişleri, çıkışları, yürüyen merdivenleri hatta vagonları en değerli reklam mecralarıdır. Japonya, özellikle metro reklamları konusunda inanılmaz bir ülke! Japonya, saydıklarımın dışında vagonların içine yerleştirdiği esnek LCD ekran monitörleri de son derece etkin bir şekilde kullanıyor ve kısacası  adı “metro kültürü” olan bu inanılmaz mecrayı en etkin şekilde kullanıyor.

Çok normal değil mi? Gün içinde önlerinden belki de 100 binlerce insan geçiyor. Eğer hedefinizi iyi belirlemişseniz, bundan daha iyi bir mecra bulamazsınız.

Neden bu böyle bir giriş yaptım, neden bu kadar laf anlattım; dilerseniz yavaş yavaş o konuyu açayım.

Bu sabah metronun yürüyen merdivenlerinde gördüğüm bir reklam beni çok rahatsız etti!. Sakın yanlış anlamayın, ne diliyle, ne kullandığı görselle sadece yanlış kullandığı bir malzeme ile rahatsız etti.

“Peki Sizin İngilizceniz yeterli mi?” sloganına sahip, bir dil okulu ilanı bu! İlk bakışta yüzü olmayan insanlar görüyorsunuz ve bu ilanın aslında ne anlatmak istediğini anlayamıyorsunuz. Utanç içinde yüzlerini kaybetmiş insanlar dizisi mi seyrediyoruz yoksa anlatılmak istenen başka bir şey mi var? İlanı yakından incelediğimde aslında yaratıcı ekibin amacının bambaşka bir noktaya ulaşmak olduğunu görüyorum!
 Bir Reklamın Anatomisi
Fikir şu: Yüzleri yokmuş havası yaratan kötü malzeme aslında bir ayna olmalıymış, ya da ona çok yakın bir malzeme ki, ilana her bakan kendi yüzünü o ilanda belirtilen toplumun her kesiminden yüzün yerine koyabilsin. Ancak gelin görün ki, seçilen kötü malzeme bu güzel fikri alıp işaret etmediği bambaşka bir noktaya taşımayı başarmış.

 Bir Reklamın Anatomisi

Şimdi Türkçe bilmediğiniz farz edelim!. İlana bakın ne anladınız kendi kendinize sorun lütfen! “Irkçılığı Durdurun” mu? “Bu Utançla Nasıl Yaşarsınız” mı?

Grafik Sanatlar, aslında yazı dili kullanmaz! Rengiyle, grafiğiyle, duruşuyla neden bahsettiğini anlarsınız. Örneğin iyi bir grafik tasarımcının elinden çıkmış Rusça ilana baktığınızda o ilanın dilini bilmiyorsanız bile, ilan dilinin size ne anlattığını okuyabilirsiniz. Dil okulunun ilanındaki hata, seçilen yanlış malzemenin reklam dilini  tamamen değiştirmiş olması gibi görülüyor..

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Continue reading →

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes