July, 2009


15
Jul 09

Alışveriş Merkezi Kiralama Kriterleri (!)

gs
Kriter mi dediniz?

Alışveriş merkezleri gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de zamanla caddelerin yerlerini alacak, küçük esnafı daha da küçültecek, her geçen gün artan “müşteri ortalama ziyaret süresi” daha da artarak sabah sporlarından gece partilerine kadar neredeyse uyanık kaldığımız tüm saatlerde uğradığımız “yaşam merkezleri” haline gelecekler. Sosyal yaşama bu derece tesiri olacak alışveriş merkezlerinin hemen hemen her konuda “iyi – kötü” kriterleri varken kiralama konusunda mevcut durum ve geleceğe dair uygulamaya konan planlar neredeyse “firmaya özel” bir düzenin habercisi.

90′lı yıllar ve 2000 başlarında “metrekaresi ne kadar?” sorusunun net bir cevabı vardı. Bugün ister avm yönetimine, ister kiralama danışma firmalarına isterseniz de avm’nin sahiplerine ulaşıp sorun “metrekaresi ne kadar?”.

Bu sorunun cevabı sorunuza mukabil ardından sorulacak 10 ila 20 arası detaylı soru olarak size geri dönecektir.

-Ne iş yaparsın?

-Nasıl yaparsın?

-Nerelerde yaparsın?

-Kaç metrekareye ihtiyacın var?

-Ciro hedeflerin nedir?

Bunlar kolay olanlar, bir de bunlar var:

-Referanslarınız?

-Kefilleriniz (banka teminat mektubu, nakit, senet) var mı?

-Yatırım planınız?

-Fiyat politikanız?.. bu sorular ilk sorulara verdiğiniz olumlu cevaplara göre bir miktar daha detaylanarak devam ediyor.

Şimdi diyeceksiniz ki “ne var bu sorularda? gayet makul ve gerekli sorular”.

Haklısınız. Tabii ki eğer sorulara verdiğiniz yanıtların bir önemi olsaydı! Aslında bütün bu soruların bir önemi yok, önemli olan kiralamacılara ulaşabilmeniz.

Telefonla mı arıyorsunuz? Çok masumca ama beyhude bir çaba.

E-mail? Güldürmeyin beni.

Ziyaretlerine mi gideceksiniz?

Yerlerinde bulursanız akşam yemekleri benden…

Şimdi kriteler (!) konusunda bir fikriniz oluştu mu? Hala oluşmadıysa ben özetleyeyim: Onlar size ulaşmadıkça (bu konu hakkında ayrı bir yazı yazacağım) siz onlara ulaşamazsınız! Size ulaştıklarında ise kriterleri siz belirlersiniz. İlk sorunuz bu olacak: “Metrekaresi kaça?”.

Sağlıcakla kalın.


2
Jul 09

İşadamı tanınmak için AVM yatırımı yapıyor.

EA
‘İşadamı tanınmak için AVM yatırımı yapıyor’
‘Kiracılar ayrı bir ırk, anlamak mümkün değil’
02.07.2009 / SABAH – Ekonomi

Jones Lang Lasalle Türkiye Direktörü Ercüment Alptekin, “Bazı işadamları sırf isim yapmak ve statü için AVM yatırımı yapıyor. Cem Boyner’in hatırını sorması işadamına haz veriyor” dedi.

İşadamlarının gözde yatırım alanı olmaya devam eden alışveriş merkezleri (AVM) Türkiye genelinde 218′e ulaştı. Birçok AVM yatırımcısının yaptığı yatırımdan dolayı pişman olduğunu ancak olası bir toparlanma durumunda yeniden AVM yatırımı yapmak istediklerini dile getiren Jones Lang Lasalle Türkiye Alışveriş Merkezi Yönetim Direktörü Ercüment Alptekin, “Birçok işadamı AVM yatırımını isim yapmak ya da statü kazanmak için yapıyor” dedi. Özellikle Anadolu’da bu durumun yatırımcılar arasında husumete neden olduğunu dile getiren Alptekin şöyle konuştu: “AVM yatırımı popülarite sağlıyor ve bundan hoşlanan işadamları var. Adı sanı olmayan adamlara Cem Boyner’in gelip selam vermesi, hatrını sorması ya da karşılıklı oturup iş konuşmak ciddi bir haz veriyor. O yüzden iş başarılı olmasa da yatırımcı bu alana yatırım yapmaktan vazgeçmiyor.”

İKİSİ BİR ARADA AVM
Yeni moda AVM yatırımının outlet’ler olduğunu ancak sonradan outlet’e dönüştürülen AVM’lere anlam veremediğini belirten Alptekin, “Hem markalarda hem de yatırımcıda ‘outlet olursa hayatımız kurtulur mantığı’ var. A gelir grubuna hitap eden AVM’ler kriz nedeniyle B ve C’yi kapmak için bu yola giriyorlar. Halbuki Ferrari’den Doğan çıkarmak yerine Ferrari’nin bir üst modelini nasıl üretiriz ona bakmaları lazım. Herkes birbirinin aynı. Yakında farklılaşmak adına ikisi birarada AVM’ler gelirse şaşırmayın” diye konuştu.

BU ISRAR NİYE?
Beylikdüzü ve Bahçeşehir bölgelerine AVM yatırımı yapmak için ısrarcı olan yatırımcıların olduğunu vurgulayan Alptekin, “O bölgede insanlar şehir merkezlerine kaçarken AVM yatırımı yapmak için ısrar etmelerini anlamıyorum. 2 AVM’yi kaldırabilecek bir bölgeye 6 AVM yaparsan çok farklı olmadığı sürece başarısızlıkla sonuçlanır” dedi. Bu dönemde Doğu ve Güneydoğu Avrupa ile yönetim işbirliklerine hazır olmak gerektiğini vurgulayan Alptekin, “Bu şekilde Türk markalarını yurtdışındaki AVM’lere taşıyabileceğiz” dedi.

‘Kiracılar ayrı bir ırk, anlamak mümkün değil’

AVM kiracılarını yeryüzündeki dördüncü ırk olarak nitelendiren Alptekin, “İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ve AVM kiracıları. Kiramı ödeyemiyorum kiramı sil ya da düşür diyor ardından da ‘abi yandaki dükkan boşsa bana kiraya ver’ diyor. Ben bu çelişkiyi çözemedim” diye veryansın ediyor Alptekin. Kiracı – AVM yönetimi arasındaki kira sürtüşmelerinin, mağazalar istedikleri ciroları yapana kadar devam edeceğini ifade eden Alptekin, “Tüketicinin cebindeki paranın değeri arttı. Vakko, Beymen gibi markalar yerine Defacto, LCWaikiki gibi markaların ön plana çıktı. Firmaların bu değişimi doğru yorumlayıp maliyeti azaltmaya değil satışı artırmaya yönelik stratejiler uygulamaları gerekiyor” dedi


2
Jul 09

“Başarısız Genel Müdür” Nasıl Olunur?

gm
” Büyük bir şirketin sahibi şirkette işler çok iyi gittiği halde  Genel Müdürüne çok para verdiğini düşünmektedir. Sonunda genel müdürünü takip ettirip, bu parayı gerçekten hak edip etmediğini anlamaya karar verir.  Bu amaçla bir kişiyi işçi kılığında fabrikaya sokar. Kişinin görevi sadece genel müdürü takip etmektir. Gözlemlerine devam eden kişi bir süre sonra rapor vermek amacıyla şirket sahibinin yanına gelir:
-Efendim, bu adamın bir şey yaptığı yok. Sabah gelip şöyle bir fabrikayı geziyor, ardından yerine gelip kahvesini yudumlarken gazete okuyor. Gün boyunca sadece birkaç defa kapısı çalınıyor, gelip gideni de yok. Yani akşama kadar keyif yapıyor. Bence bu para bu çalışmayan adama çok, onun yerine daha az maaşla daha çok çalışan başka bir genel müdür alabilirsiniz.
Bu kişinin de etkisiyle kızan şirket sahibi genel müdürü işten çıkarır. İşten ayrılan genel müdürün ayrıldığı dönemde firma oldukça iyi durumdadır. Giden genel müdürün yerine gerçekten daha az maaşla başka bir genel müdür alınır. Ancak işler beklenildiği gibi gitmemektedir. Bu değişikliği takip eden dönemde mali tablolarda bir duraklama görülmektedir. Şirket sahibi aynı kişiyi durumu tekrar kontrol etmesi için görevlendirir. Bir süre sonra bu kişi gelir.

Raporu şöyledir:
-Efendim yeni genel müdür gerçekten çok çalışıyor. Sabah geliyor akşam geç saatlere kadar hiç durmuyor. Masasının üzerinde evrak yığınları, gidenler-gelenler hiç eksik olmuyor. Odasının önü belediye durağı gibi.
Şirket sahibi bu durumun geçici olduğunu, bir geçiş dönemi yaşadıklarını düşünerek durumu önemsemez. Ancak yılın bitimiyle ortaya çıkan tablo acı gerçeği ortaya çıkarır. Şirket zarar etmeye başlamıştır. Firmada yanlış giden bir şeyler vardır. Durumun ehemmiyetini anlayan patron soluğu şirkette alır. Bu sefer kılığını değiştirerek kendisi gözlemci rolünü üstlenir. Gerçekten yeni genel müdür çok çalışmaktadır. Çalışmaktan saçları dağılan, yüzü çöken genel müdürün kapısında bekleyen kişiler eksik olmamaktadır. Bu kişilerin yüzünden de stres ve gerginlik okunmaktadır. Sonunda bir ustabaşına yaklaşan şirket sahibi onunla konuşmayı dener. Zaten dertli olan bu kişi hemen konuşmaya başlar.
Çok sıkıntılıdır:
-Her gün böyleyiz. Genel müdür her şeye kendisi karar vermek istiyor. Onun onayını almadan bir şey yapamıyoruz. Bu nedenle tıkanıp kalıyoruz, üretim yapamıyoruz. İşin içinden çıkamaz olduk. Eski genel müdürümüz böyle değildi. Herkesin yetki ve sorumluluğunu belirlemişti. Her kişi kendi sorumluluk alanında gerektiği durumlarda insiyatif kullanır, sorunları büyümeden hemen çözerdi. Çok sıkıştığımız ve bizi aşan durumlarda ancak ona gelirdik ve bilirdik ki o gerekeni yapacak ve yolumuzu açacaktır.
Şirket sahibi yaptığı hatanın büyüklüğünü anlar. İlk işi eski genel müdürünü geri çağırmak olur. Eski genel müdür işi kabul eder; ancak 2 kat daha fazla maaş ödenmesi şartıyla ! ”
Bu hikayede ki temel vurgu etkili delegasyondur. İlgili yönetici üzerinde taşıdığı yetkileri doğru kişilere paylaştırarak hem kendini olması gerektiği pozisyona taşımış, hem de sistemin daha dinamik ve çabuk karar verip hızla uygulayan bir yapıya geçmesine neden olmuştur. Tabii burada önemle vurgulanması gereken nokta yetkilerin delegasyonla devredildiğidir, sorumlulukların değil.

Sorumluluk her zaman delegasyonu yapan kişiye yani yöneticiye aittir. Bu devredilemez.

Hoşcakalın..

Beşir TAYFUR

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes