Editörden


15
Dec 09

KORKMA YEĞEN, KORKMA!

REMBRANT5 228x300 KORKMA YEĞEN, KORKMA!

Son dönemde reklamlardan çok rahatsızım.

Neden bu kadar çirkinleştiler? Neden bu kadar agresif ve rahatsız ediciler?

Agresif reklam fikriyle bizleri ilk buluşturan REGAL olmuştu. Hani bir sorgu polisi gibi sorular soran ajan kılıklı kahramanımız, yanlış cevap veren müşteriye öyle bir tokat aşkediyordu ki, görmeseniz bile sesi sizi rahatsız ediyordu. Ama hoşunuza da gidiyordu. Aslında yapmak istediğiniz ama yapamadığınız şeyleri de simgeliyordu o tokat. Sonra yasaklandı. Üzüldüm.

Şimdi üzülmeye devam ediyorum çünkü o tokattan çok daha ağırı her gün suratımıza iniyor ama farkında değiliz. Aksine örneğini oluşturan ilk reklamdaki gibi suçlu da değiliz. Sadece insan olduğumuz için rahatsızız.

Hayal için biriktirmek deniyor reklamlarda. “Hayaliniz için bir şeyler yapıyor musunuz?” diye soruyor dış ses her gün…

Aklı başında mantıklı insanlar böyle davranır, hayalleri için bir yerlere birtakım paralar koyarlar harcamazlar diyorlar…

rembrant 252x300 KORKMA YEĞEN, KORKMA!

Böylece “söz konusu insanlar” günün birinde, aynı reklamda da görülen bir otelin, sıkıntılı lobisinde, aynı kendileri gibi düşünen sıkıcı insanlarla seyahat etsinler diye yapıyorlar bunu.

Hiçbiri kendi dilinde konuşmayan otel hizmetlileri onlara karşılığını peşinen aldıkları gülümsemeleri versinler diye.

Peki ya onlardan olamayacaksan… Ya zaten yapayalnızsan, tek başına hiç kimsesiz, ailesiz, ıssız?

Neredeyse yalnızlıktan ağlamak üzere olan? O zaman neyin hayalini kuracaksın o yaşlar için? İhtiyarlığı nasıl olur gençliği kimselere benzemeyen insanların? Ya kenara üç beş koyamıyorsam ne olacak benim sonum? Aynı reklamda gördüğüm gibi mi olacak? Hayatım o kadının elindeki bir balon gibi patlayıp gidecek mi? Hayat böyle mi? Yahu hayat, gerçekten bu kadar basit denklemlerle açıklanabilir mi?

Yaşadıklarımız, her birimiz için binlerce bilinmeyenli çok değişkenli denklemler değil mi?

Bir korku imparatorluğunda yaşayan bireylere dönüşmedik mi? Domuz giribinden korkuyoruz, Kredi kartının borcunu ödeyememekten, işsiz kalmaktan, başarılı olamamaktan, yaşlanmaktan, geç kalmaktan, erken varmaktan, gülmekten, ağlamaktan, karanlıktan, aydınlıktan, gök gürültüsünden, gülümseyen insanlardan. Aklınıza gelen veya gelmeyen pek çok şeyden korkuyoruz. Şimdi bir de emekli olup o seyahatlere gidememekten korkuyoruz.
‘Yerçekimsiz’ yüzüyoruz zamanda, tek başına.

Hayal ediyoruz. Ötesi için bir takım geziler, boş zamanlar kuruyoruz kafamızda. Şuraya gideceğimizi, bir gün mutlaka o ülkeyi göreceğimizi, şöyle bir hayat kompozisyonu içinde bulunacağımızı. Ama hiçbirimiz hayal etmiyoruz o kompozisyon içinde ne hissedeceğimizi. İhtiyarlamış kalbini planlamıyor insan, tuhaf bir biçimde o kalbin bir gün daha uysal, daha uyumlu olacağını zannederek mi acaba? Zaman insanı ne güzel törpülüyor. Nerelerden nerelere ulaşıyoruz. Aldığımız her nefeste bir mesaj var aslında.

Şimdi Ramiz var hayatımızda bir de yeğen…

Continue reading →


17
Nov 09

ÖLME EŞŞEĞİM N’OLUR ÖLME!…

forum 3Sabah metroda işe gelirken bu ilanla karşılaştım. Türkiye’nin en büyük AVM’sine nasıl ulaşılması gerektiğini anlatan bir ilan.

Şimdi beraber birlikte okuyalım!.

*Taksim’den Finükülerle Kabataş’a gidilir.

*Kabataş – Zeytinburnu hattına binilir.

*Yusufpaşa Durağından, Aksaray – Havaalanı hattına geçilir

* Forum İstanbul Kocatepe durağında inilir…

forum 2

Tamam da neden? Neden bu zahmete gireyim? Alışveriş için mi? Taksim, Şişli, Levent zaten alışveriş konusunda yeterince doyurucu.

İnanılmaz seçenekler zahmetsizce elinizin altında.

Tiyatro, sinema, eğlence için mi? Onu da zannetmiyorum. Yine hedef olarak seçilen bölge bu şehrin sosyalleşme konusunda da merkezini oluşturuyor.

Reklamları günlerce süren ve merak uyandırmayı başaran fakat büyük bir ihtimalle yurt dışında örneklerini görenler için büyük bir hayal kırıklığı yaratacak olan akvaryum için mi? Hiç zannetmiyorum!

Kişi başına 25TL giriş biletine ihtiyaç duyan akvaryum, orta ölçekli bir aile için 100TL demek ki; bu zaten o ailenin aylık bakliyat ihtiyacı demek.

Alışveriş merkezi kültürü çok eski olsa da yaşam merkezi kültürü son dönemlerde hayatımıza giren bir kavram.

Türk tüketicisi, modern alışveriş merkezi kavramıyla ilk kez 1988 yılında İstanbul’da, Ataköy’de açılan Galleria ile tanıştı. Aradan geçen 20 yılı aşkın zamanda ise büyük yol kat edildi. Yeni yatırımlar birbirini izledi. 2002 yılı ve sonrasında ise AVM yatırımları büyük ivme kazandı.

Bugüne kadar yapılan 30 milyar dolarlık AVM yatırımı da tabloyu açıkça ortaya koyuyor. Yapılan yatırım sonucunda 220 AVM hayata geçti. Toplam kiralanabilir alan 5 milyon metrekareye ulaştı. 250 ulusal marka bu alanlarda tüketiciyle buluştu.

Aslında her konuda olduğu gibi bu konuda da plansız, programsız hareket etmek gibi bir geleneği bozmadık. Bir sokağa, bir mahalleye nasıl iki tane hastane, iki tane karakol yapılamazsa bir bölgeye de aynı ürün gamına sahip iki tane AVM açılamaz. Ama ne yazık ki bu dozu çoktan aştık. Fakat bu konuda endişelenmek de doğru değil. Mutlaka denge kurulacak, eleme gerçekleşecek ve gerçek projeler hayatta kalacaktır.

Kişi başına düşen kiralanabilir metre kare hesaplamasında Avrupa’nın çok gerisindeyiz. Ancak kişi başına düşen gelir konusunda da çok gerisindeyiz. Kiralanabilir alan konusunda ekonomik gelişmemize paralel bir gelişim yakalayamazsak, kapanan AVM sayısı, açılanları geçecek.

Forum İstanbul 175.000metrekare kiralanabilir alanıyla Hem Avrupa’nın hem İstanbul’un en büyük AVM’si olduğunu gururla duyurdu. Akılcı bir yönetimle yolu açık olsun. İşi gerçekten çok zor, çünkü lokasyon, ürün gamı ve fiyat çeşitliliği bu işin ABC’si…

Konum itibariyle kime ve kimlere hitap edecek, kaliteli ziyaretçiyi kendisine çekebilecek mi? Yoksa pahalı bir PERPA mı olacak.

Yazımı çok katı bulabilirsiniz. Hatta orada IKEA var. Sadece oraya gelenler bile bu AVM için yeterli olacaktır diyeceksiniz. Hayır! IKEA’nın kendine özel bir müşteri topluluğu var. Eğer açılan AVM’nin boyutu bu kadar büyük olmasaydı üzerindeki sorumluluk da o derece büyük olmak zorunda kalmazdı.

Şimdi bize düşen izlemek ve görmek…

Her şey Forum İstanbul’un üzerinden açılış Aurora’sı dağıldıktan sonra belli olacak. Doğru kiralama taktikleri uygun metrekare fiyatları ve geniş ürün gamı Forum İstanbul’un ayaklarını sapasağlam yere bastıracaktır.


10
Aug 09

Büyük bir hayal kırıklığı “Gökçeada”…

ga
“Gökçeada’ya mutlaka gitmelisin harika bir yer. Muhteşem bir doğa var. Balığın merkezi, Rum Köyleri birbirinden harika…” sözlerine inanarak eşimle beraber 1 hafta Gökçeada’ya gittik. İki gün sonra arkamıza bile bakmadan bu sürgün adasından kaçtık.

Ben hayatımda bu kadar sıkıldığımı ve açıkcası kandırıldığımı düşünmemiştir. Belki bu düşüncelerimden dolayı beni çok kınayacaksınız ama izlenimlerimi bir bir anlatayım…

fa

* Ada, Ege’nin tatlı su açısından en zengin adalarından biri olmasına rağmen inanılmaz çorak. Sadece adanın ortasında çam ağaçlarına rastlanıyor o da çok sınırlı bir alan. Büyük bir kısmı da zaten askeri bölgenin içersinde yer alıyor. Özellikle kıyı kesimleri öylesine çorak ki, Ankara – İstanbul Karayolu manzarası ile birebir örtüşen sahneler göze çarpıyor.

* Deniz kıyısında hiçbir yerleşim yeri olmayan bir ada Gökçeada, En yakın denize ulaşmak için en az 10km yol kat etmeniz gerekiyor. Bu rakam bazen 30km’yi bile buluyor. Eğer otomobiliniz yoksa orada yaşadığınız hapsedilmişlik duygusu katlayarak artıyor.

* Balığın merkezi olarak adlandırılan Gökçeada’da doğru dürüst balık yiyebileceğiniz kaliteli tek bir balık restoranı bile yok!. Olanlarda  pahalı ve iptidai…

* Mutlaka ziyaret etmelisiniz denilen Rum köyleri bakımsız, özelliksiz ve renksiz. Belki de bunda tam 15 sene aday belediye başkanlığı yapmış ve tek bir çivi çakmamış Belediye Başkanının da payı büyük.

* Köylerde yaşayan “mutsuz” Rumlar, size çok sevimli bakmıyorlar. Siz onlar için yabancısınız, onlar da sizin için yabancı… Sanki mecburmuşuz gibi gidip Madam’ın yerinde dibek kahvesi içiyorsunuz. Yoksa ne kahvenin tadının ne de ortamın bir orjinalitesi yok!.

* Plajlarda içme suyu alabileceğiniz tesis yok! . Continue reading →


15
Jul 09

Alışveriş Merkezi Kiralama Kriterleri (!)

gs
Kriter mi dediniz?

Alışveriş merkezleri gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de zamanla caddelerin yerlerini alacak, küçük esnafı daha da küçültecek, her geçen gün artan “müşteri ortalama ziyaret süresi” daha da artarak sabah sporlarından gece partilerine kadar neredeyse uyanık kaldığımız tüm saatlerde uğradığımız “yaşam merkezleri” haline gelecekler. Sosyal yaşama bu derece tesiri olacak alışveriş merkezlerinin hemen hemen her konuda “iyi – kötü” kriterleri varken kiralama konusunda mevcut durum ve geleceğe dair uygulamaya konan planlar neredeyse “firmaya özel” bir düzenin habercisi.

90′lı yıllar ve 2000 başlarında “metrekaresi ne kadar?” sorusunun net bir cevabı vardı. Bugün ister avm yönetimine, ister kiralama danışma firmalarına isterseniz de avm’nin sahiplerine ulaşıp sorun “metrekaresi ne kadar?”.

Bu sorunun cevabı sorunuza mukabil ardından sorulacak 10 ila 20 arası detaylı soru olarak size geri dönecektir.

-Ne iş yaparsın?

-Nasıl yaparsın?

-Nerelerde yaparsın?

-Kaç metrekareye ihtiyacın var?

-Ciro hedeflerin nedir?

Bunlar kolay olanlar, bir de bunlar var:

-Referanslarınız?

-Kefilleriniz (banka teminat mektubu, nakit, senet) var mı?

-Yatırım planınız?

-Fiyat politikanız?.. bu sorular ilk sorulara verdiğiniz olumlu cevaplara göre bir miktar daha detaylanarak devam ediyor.

Şimdi diyeceksiniz ki “ne var bu sorularda? gayet makul ve gerekli sorular”.

Haklısınız. Tabii ki eğer sorulara verdiğiniz yanıtların bir önemi olsaydı! Aslında bütün bu soruların bir önemi yok, önemli olan kiralamacılara ulaşabilmeniz.

Telefonla mı arıyorsunuz? Çok masumca ama beyhude bir çaba.

E-mail? Güldürmeyin beni.

Ziyaretlerine mi gideceksiniz?

Yerlerinde bulursanız akşam yemekleri benden…

Şimdi kriteler (!) konusunda bir fikriniz oluştu mu? Hala oluşmadıysa ben özetleyeyim: Onlar size ulaşmadıkça (bu konu hakkında ayrı bir yazı yazacağım) siz onlara ulaşamazsınız! Size ulaştıklarında ise kriterleri siz belirlersiniz. İlk sorunuz bu olacak: “Metrekaresi kaça?”.

Sağlıcakla kalın.

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes