Markalaşma


15
Jun 09

Bir Reklamın Anatomisi

Japan
Her sabah metro ile işe geliyorum. Bu benim için son derece keyifli bir aktivite oluyor Reklam dünyasının gündemini oluşturan tüm ilanları bu kısa yolculuk sırasında görme şansına sahip oluyorum. Tüm dünyada böyledir metro istasyonları, girişleri, çıkışları, yürüyen merdivenleri hatta vagonları en değerli reklam mecralarıdır. Japonya, özellikle metro reklamları konusunda inanılmaz bir ülke! Japonya, saydıklarımın dışında vagonların içine yerleştirdiği esnek LCD ekran monitörleri de son derece etkin bir şekilde kullanıyor ve kısacası  adı “metro kültürü” olan bu inanılmaz mecrayı en etkin şekilde kullanıyor.

Çok normal değil mi? Gün içinde önlerinden belki de 100 binlerce insan geçiyor. Eğer hedefinizi iyi belirlemişseniz, bundan daha iyi bir mecra bulamazsınız.

Neden bu böyle bir giriş yaptım, neden bu kadar laf anlattım; dilerseniz yavaş yavaş o konuyu açayım.

Bu sabah metronun yürüyen merdivenlerinde gördüğüm bir reklam beni çok rahatsız etti!. Sakın yanlış anlamayın, ne diliyle, ne kullandığı görselle sadece yanlış kullandığı bir malzeme ile rahatsız etti.

“Peki Sizin İngilizceniz yeterli mi?” sloganına sahip, bir dil okulu ilanı bu! İlk bakışta yüzü olmayan insanlar görüyorsunuz ve bu ilanın aslında ne anlatmak istediğini anlayamıyorsunuz. Utanç içinde yüzlerini kaybetmiş insanlar dizisi mi seyrediyoruz yoksa anlatılmak istenen başka bir şey mi var? İlanı yakından incelediğimde aslında yaratıcı ekibin amacının bambaşka bir noktaya ulaşmak olduğunu görüyorum!
 Bir Reklamın Anatomisi
Fikir şu: Yüzleri yokmuş havası yaratan kötü malzeme aslında bir ayna olmalıymış, ya da ona çok yakın bir malzeme ki, ilana her bakan kendi yüzünü o ilanda belirtilen toplumun her kesiminden yüzün yerine koyabilsin. Ancak gelin görün ki, seçilen kötü malzeme bu güzel fikri alıp işaret etmediği bambaşka bir noktaya taşımayı başarmış.

 Bir Reklamın Anatomisi

Şimdi Türkçe bilmediğiniz farz edelim!. İlana bakın ne anladınız kendi kendinize sorun lütfen! “Irkçılığı Durdurun” mu? “Bu Utançla Nasıl Yaşarsınız” mı?

Grafik Sanatlar, aslında yazı dili kullanmaz! Rengiyle, grafiğiyle, duruşuyla neden bahsettiğini anlarsınız. Örneğin iyi bir grafik tasarımcının elinden çıkmış Rusça ilana baktığınızda o ilanın dilini bilmiyorsanız bile, ilan dilinin size ne anlattığını okuyabilirsiniz. Dil okulunun ilanındaki hata, seçilen yanlış malzemenin reklam dilini  tamamen değiştirmiş olması gibi görülüyor..

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Continue reading →


14
May 09

Pepsi’nin Sultanı, Seda Sayan!

 Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Seda Sayan bombayı patlattı ve Pepsi’nin yeni yüzü olduğunu açıkladı. Kimine göre bu Pepsi’nin bombası olsa da Seda Sayan’ın Pepsi ile yaptığı anlaşmanın rakamını hayal ettiğimde bunun sadece ve sadece Seda Sayan’ın bombası olabileceğine inanıyorum.

Pepsi’nin halkın en çok sevdiği sanatçılardan biri ile anlaşması beni şaşırtmadı. CNN Türk’te çalıştığım yıllarda Kanal D ile aynı binayı paylaştığımız için çok iyi biliyorum. Hafta içi her gün kanalın önü yatıra döner, eşine iş isteyenler, çocuğuna sağlık isteyenler Kanal D’nin bahçesini doldururdu. O saatlerde kanalın güvenlik personeli de iki katına çıkarılır olağanüstü önlemler alınırdı. Türkiye’nin Ophrah’ı için buraya kadar her şey normal. Normal olmayan şey ise iletişim fakültelerinde öğretilen “Reklamlarda ünlü kullanmanın markanın önüne geçeceği” teorileriydi. Bu ders anlatılırken verilen örnek ise Zeki Müren ve Ajda Pekkan’ın rol aldığı efsane haline gelen Alo reklamlarıydı. Aramızda kalsın aradan en az 25 sene geçmiş biz hala bu başarısız reklamları konuşuyoruz ne başarısız reklamlarmış bunlar böyle…

20081103 old pepsiA Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Kısacası ben ünlünün markanın önüne geçeceğine falan inanmıyorum. Doğru seçilen  bir ünlü pazarlamada inanılmaz işlere imza atabilir. “Think Global, do local” işte o zaman gerçeklik kazanır. Eyy Pepsi’nin Seda Sayan’la yaptığı anlaşmayı yadırgayanlar. Neden üzülüyorsunuz? Bu anlaşmadan hoşlanmadıysanız, Pepsi’nin yeni hedef kitlesi siz değilsiniz demektir bu çok açık görülmüyor mu?

Pepsi, sadece  içecek olarak değil ama ürettiği atıştırmalık ürünlerle en büyük rakibi Coca Cola’yı cirosal anlamda geçmeyi başardı.  Başarıyı neyle ölçmek istersiniz? Eğer para söz konusu ise işte size Pepsi örneği.

258 Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Bana göre Pepsi’de en az Coca Cola kadar incelenmesi gereken efsane bir markadır. Aldığı radikal kararlarla gündemde kalmayı başaran ürün çeşitliliğini arttıran, bulunduğu ortamlara çok hızlı uyum sağlayan bir markadır. Dünyada logosuyla sürekli oynayan ama bilinirliğini hiçbir zaman kaybetmeyen bir markadır.

Continue reading →


25
Dec 08

Sosyal Sorumluluk Projeleri ve Pazarlama



Playing For Change: Song Around the World "Stand By Me" - Watch more funny videos here

Şirketlerin müşteri memnuniyetini sağlayarak elde edilecek uzun vadeli menfaatler için başka menfaatlerinden vazgeçmesi, hatta külfete girmelerinin bir adım ötesine  “Sosyal Sorumluluk bilincinde olmak” denilmeye başlandı…

Sosyal sorumluluk kavramını daha çok “Sosyal sorumluluk projeleri” ile duyuyoruz, fakat sosyal sorumluluk birkaç kişinin veya bir departmanın proje olarak yürütebileceği basit bir olgu değildir. Sosyal sorumluluk pazarlama departmanının şirket imajını yükseltmek için bulduğu cin fikirlerle değil, firma kültürüne işlemiş davranışlarla olur.  Devamlılık en önemli kıstastır. Bu konuda sınıfı geçmeyi başaran çok az kurum vardır. Örneğin Türkiye’de Trafik kültürünün yaygınlaşması konusunda gerçekleştirdiği çalışmalardan dolayı Renault’yu tebrik etmek gerekir diye düşünüyorum. Tam dokuz yıldır verdiği önemden hiçbir şey eksiltmeden Türkiye’de ki tüm ilkokullarda trafik eğitimi vermeye devam ediyor.

Güçlü, sürdürülebilir ve değeri yüksek bir PR çalışmasının şirketlerin menfaatine olduğunu tartışmaya gerek yok. Değeri yüksek bir marka yaratmak için de kimi zaman şirketin başka menfaatlerini göz ardı etmek gerekebiliyor. Örneğin McDonalds veya Burger King’de “kendiniz döktüğünüz” halde size yeni bir kola verilmesinin nedeni de bu. Bu firmalar müşteriyi memnun ederek elde edilen uzun vadeli kazanımın bir bardak kolanın maliyetinden çok daha fazla olduğunu biliyorlar. Ama bu bilince ulaşmak için her kurumun belirli süreçlerden geçmesini beklemek gerekiyor. Aynı nasihat dinlemeyen gençlerde olduğu gibi siz ne kadar anlatırsanız anlatın, tecrübeyle edinilenler değil yaşanarak görülenler önem kazanıyor onların gözünde. Sonuç olarak sizin söylediğiniz yola ulaşmayı başaran kurum, eğer yeterince yara almadan, zedelenmeden gelebilmişsse; bir marka çalışmasına zemin oluşturabiliyor. Ya da tam tersi yaşanıyor. Çok başarılı bir marka yanlış ellerde çöpe dönüşebiliyor.

Eğer pazarlamaya bir gözlük takarak bakmaya çalışırsak, PR  çalışmaları bu gözlüğün çerçevesini oluşturur. Ne kadar renkli ve göz alıcı olacağına siz karar verirsiniz ama gözlüksüz bakamazsınız.

Continue reading →

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes