Marketing & PR


10
Mar 10

AVM’lerde etkinlik yapmanın püf noktaları..

Bu yazı, bir panelde soru cevap şeklinde gerçekleşmiştir. Ses kayıtlarının metine dökülmesi sonucu oluşturulmuştur.

İyi okumalar :)

lifecenter AVMlerde etkinlik yapmanın püf noktaları..

SORU 1) Yusuf Bey, İstanbul Cevahir gibi dev bir alışveriş merkezinin pazarlaması size emanet, bu panelde ayrıca ev sahibi de olarak bizlere neler anlatacaksınız?

Benden AVM yönetiminin olmazsa olmazlarından etkinlik yönetimi konusunda panelist olmam istendiğinde, açıkçası biraz endişelendim çünkü bu panelde sektörün önde gelen profesyonellerine etkinliklerin “ana prensipleri”nden bahsedecektim!

Bu tereciye tere satmak gibi bir şey,

Ama en azından kendimce doğru bildiklerimi sizlere paylaşayım. Böylelikle bir gözden geçirmiş olalım.

Bahsedeceklerim aslında hepimizin bildiği fakat hiç birimizin unutmaması gereken prensipler.

Hazır günün ilk oturumunun konuşmacılarından biri olarak alışveriş merkezlerinin yeni misyonundan konuyu açayım:

Alışveriş Merkezleri artık sadece bir ticaret merkezi değil, bir yaşam merkezi!. Her ne kadar fazlası gerekli mi değil mi tartışmaları yapılsa da benzerleri oldukça arttı ve artmaya devam ediyor. Bu gelişmelerden büyük keyif alıyoruz.

Ticari güçleri bir yana, “sosyal ve kültürel amaçlı tesis” rolü çok yakıştı AVM’lere.

İmza günleri, sergiler, söyleşiler, konserler, defileler, yarışmalar, çekilişler düzenlemek bir gelenek halini aldı.

İnsanların duygularına hitap etmek, satın alma kararlarını etkilemek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz.

Etkinlikler AVM’ler içindeki sirkülasyonu arttırıyor. Durağanlıktan kurtarıyor. Perakende için bir ateşleyici güç oluyor.

Neden son dönemde etkinliklerin dozu arttı, eskiden sadece AVM’de bulunan markalara yer veren ilanlara rastlarken şimdilerde neden etkinlikler tanıtılıyor?

Bunun gibi sorular akla gelmiyor değil.

Bana göre rekabetin artması ve güçlenmesi müşterilerin beklentilerini de arttırdı.

Aslında bu durumu şöyle anlatabilirim.

Nasıl tatlı suda balık avlamak daha kolay ve az yorucuysa, aynı oranda açık denizde bir ton balığı tekneye çekmek de bir o kadar zor ve çok çaba gerektirir.

Eğer büyük balığı yakalamak istiyorsanız kullandığınız teknenizden, özenle hazırladığınız olta takımınıza kadar her türlü mücadeleye hazır olmalısınız.

Aslında bizim işimiz bu avdan da zor!. Denizde avlanırken her balık için özel bir yem takmak zorunda değilsiniz oltanın ucuna

Oysa bir AVM için etkinlik planlarken tek bir reçete çıkarmak mümkün değil.

defualt AVMlerde etkinlik yapmanın püf noktaları..

SORU 2) Son olarak tek bir reçete çıkartmak mümkün değil dediniz bu konuyu biraz açar mısınız?

Son dönemde yeni yeni avmlerle birlikte sektör çok genişledi her “özel” günde hemen hemen birbirini taklit eden etkinlikleri görür duruma geldik.

Örneğin;

23 Nisan Etkinliği için yapılanlar – Çocuklara yüz boyama, masal okuma, tahta bacak şov, palyaço ve sosis balon…

Kurban Bayramı Etkinlikleri  - Çocuklara yüz boyama, masal okuma, tahta bacak şov, palyaço ve sosis balon….

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Gösterileri – Çocuklara yüz boyama, palyaço, sosis balon

Gibi….

Lütfen sizlere gelen ajansların önerilerini şöyle bir düşünün. Çok heyecan verici bir etkinlik ajansıyım diye gelenler bir dönem sonra az önce bahsettiğim etkinlik listesini önünüze koymaya başlayabiliyor.

Neyse ki biz onlardan biri ile çalışmıyoruz!:)

Continue reading →


25
Jun 09

Haber mi? Kime ve Neye Göre Haber?

haberci

Bizler, temsil ettiğimiz kurumun haberlerinin çeşitli yayın organlarında yayınlanması ile yükümlüyüz. Üzerimizde büyük bir baskı var. Neden? Çünkü temsil ettiğimiz kurum en iyi gazetelerde, belli kanalların ana haberlerinde yer almak istiyor. Aşağısı kurtarmıyor. Müşteri bunun için bir bedel ödüyor ve bu konuda “başarı” bekliyor.
- Ufuk Bey, bunu derhal haber yapalım!.
- Affedersiniz neyi haber yapalım?
- İşte bunu!
- Ama bu haber değil ki, haber olması için “şöyle şöyle” olması, ve bu konunun “şu” yoldan sunulması gerekirdi. Öyle yapmamışsınız. Keşke olay gerçekleşmeden önce bize bir danışsaydınız!…
Bu diyalogu kim bilir kaç kez yaşadınız?
Halbuki medya ilişkilerini yürüten bizler, gazetecilerin haber kaynağıyız…
Bir firma talep etti diye değil, gerçekten haber değeri varsa o haber ulusal basında yer alabiliyor. Üstelik medya dünyasında bir sürü faktör var! Mesela bir gazeteye giren haberler yeni gelişmelerin ışığında, günde üç dört kez değişikliğe uğrayabiliyor. Haberler çıkarılabiliyor ya da yerine yeni haberler eklenebiliyor. Dolayısıyla sizin için çok önemli olan haber, medya ilişkileri uzmanı olarak her şeyi doğru yapmış olsanız bile, son dakikada yayından çıkartılıp çöpe atılabiliyor.

Aslında şuna benzer sızlanmaları da müşteri tarafında sık sık duyabilirsiniz. “Beş yıldızlı otelde basın toplantısı düzenledik ve bir sürü basın mensubu geldi ama bazıları haberi yayımlamadı” ya da “Yurt dışına gezi düzenledik, organizasyon mükemmel geçti ama gazetede tek satır bile çıkmadı, gerekçe olarak basın mensubu son dakikada –reklam- girmesini gösterdi.”
Habercilere kulak kabartsanız onlar da şunu söyler: “Basın toplantısı düzenlemişler ama ortada haber olacak bir şey yoktu ki!”
Onları yurt dışında ve beş yıldızlı otellerde ağırlamanız bile haber olmayan bir bilgiyi -çoğu zaman- haber yapmaya yetmez.
Continue reading →


15
Jun 09

Bir Reklamın Anatomisi

Japan
Her sabah metro ile işe geliyorum. Bu benim için son derece keyifli bir aktivite oluyor Reklam dünyasının gündemini oluşturan tüm ilanları bu kısa yolculuk sırasında görme şansına sahip oluyorum. Tüm dünyada böyledir metro istasyonları, girişleri, çıkışları, yürüyen merdivenleri hatta vagonları en değerli reklam mecralarıdır. Japonya, özellikle metro reklamları konusunda inanılmaz bir ülke! Japonya, saydıklarımın dışında vagonların içine yerleştirdiği esnek LCD ekran monitörleri de son derece etkin bir şekilde kullanıyor ve kısacası  adı “metro kültürü” olan bu inanılmaz mecrayı en etkin şekilde kullanıyor.

Çok normal değil mi? Gün içinde önlerinden belki de 100 binlerce insan geçiyor. Eğer hedefinizi iyi belirlemişseniz, bundan daha iyi bir mecra bulamazsınız.

Neden bu böyle bir giriş yaptım, neden bu kadar laf anlattım; dilerseniz yavaş yavaş o konuyu açayım.

Bu sabah metronun yürüyen merdivenlerinde gördüğüm bir reklam beni çok rahatsız etti!. Sakın yanlış anlamayın, ne diliyle, ne kullandığı görselle sadece yanlış kullandığı bir malzeme ile rahatsız etti.

“Peki Sizin İngilizceniz yeterli mi?” sloganına sahip, bir dil okulu ilanı bu! İlk bakışta yüzü olmayan insanlar görüyorsunuz ve bu ilanın aslında ne anlatmak istediğini anlayamıyorsunuz. Utanç içinde yüzlerini kaybetmiş insanlar dizisi mi seyrediyoruz yoksa anlatılmak istenen başka bir şey mi var? İlanı yakından incelediğimde aslında yaratıcı ekibin amacının bambaşka bir noktaya ulaşmak olduğunu görüyorum!
 Bir Reklamın Anatomisi
Fikir şu: Yüzleri yokmuş havası yaratan kötü malzeme aslında bir ayna olmalıymış, ya da ona çok yakın bir malzeme ki, ilana her bakan kendi yüzünü o ilanda belirtilen toplumun her kesiminden yüzün yerine koyabilsin. Ancak gelin görün ki, seçilen kötü malzeme bu güzel fikri alıp işaret etmediği bambaşka bir noktaya taşımayı başarmış.

 Bir Reklamın Anatomisi

Şimdi Türkçe bilmediğiniz farz edelim!. İlana bakın ne anladınız kendi kendinize sorun lütfen! “Irkçılığı Durdurun” mu? “Bu Utançla Nasıl Yaşarsınız” mı?

Grafik Sanatlar, aslında yazı dili kullanmaz! Rengiyle, grafiğiyle, duruşuyla neden bahsettiğini anlarsınız. Örneğin iyi bir grafik tasarımcının elinden çıkmış Rusça ilana baktığınızda o ilanın dilini bilmiyorsanız bile, ilan dilinin size ne anlattığını okuyabilirsiniz. Dil okulunun ilanındaki hata, seçilen yanlış malzemenin reklam dilini  tamamen değiştirmiş olması gibi görülüyor..

Peki bu noktaya nasıl gelindi?

Continue reading →


11
May 09

Trafik haftasından geriye kalanlar…

Sevgili Pazarlamacıyız.biz okuyucuları, yaklaşık bir senedir kendimizden bile sakladığımız hatta kimseler duymasın diye bir kod isim takarak aramızda konuştuğumuz, son dönemlerin en radikal sosyal kampanyasını alnımızın akıyla tamamlamış olmanın verdiği mutluluğu yaşıyoruz.

CNN Türk’te 6. Vites programını hazırladığım dönemde kafamda canlanan ve diğer bir deyişle ocakta uzun bir süredir kısık ateşte pişen yemeği yemenin zamanı gelmiş ve geçiyordu.

2 – 10 mayıs tarihleri arasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Peugeot Türkiye ve Best Fm’i yanımıza alarak trafikte keyifli bir oyun oynamaya karar verdik. Bu oyunun kuralı ise son derece basit ve eğlenceliydi. Peugeot marka otomobilleriyle trafiğe dağılan genç üniversite öğrencileri kurallara uyan, diğer sürücü ve yayalara saygılı davranan sürücü avına çıkacaklar, saptanan sürücüler Trafik polisleri tarafından durdurulacak ve İstanbul Cevahir AVM tarafından ödüllendirileceklerdi. Yukarıda izleyebileceğiniz videoda da gördüğünüz üzere bunu harika denilebilecek bir sistemle gerçekleştirdik.

Düşünsenize trafikte son derece kurallara saygılı bir şekilde seyrederken bir polis memuru tarafından durduruluyorsunuz. Aklınıza ilk gelen şey “Ben nerede hata yaptım” oluyor. Oysa hata yapmadınız. Belki dünyada ilk kez kurallara saygılı olduğunuz için bir polis memuru tarafından durduruldunuz ve ödüllendirildiniz. Açıkcası ben bu satırları yazarken bile büyük keyif alıyor ve heyecanlanıyorum. Bu projenin hayata geçmesinde emeği olan herkese ama özellikle Yusuf Esenkal’a teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

Bize göre trafik bir takım oyunu ve eğer takımın bir oyuncusu bile görevini yerine getirmez ise o takım yenilmeye mahkumdur.

Türkiye’de herkes kendine göre iyi sürücüdür. Bir sürücü bir erkekliğine bir de şöförlüğüne laf söyletmez. Türkiye’de şerit değiştirirken sinyal veren otomobile yer verilmez, çünkü niyetini belli etmiştir ve o yolu hak etmiyordur. Ne yapmak istiyorsa aniden ve birden bire yapmalıdır ki böylelikle o yol ona verilmemelidir, o almalıdır…

Continue reading →

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Kategoriler

  • Etiketler

    3d Add new tag alışveriş Alışveriş Merkezi AVM AVM Yönetim Editörden eleman Eğlence Futbol gelecek Gerilla Pazarlama harcama internet Julian Julian Beaver Kampanya Liderlik Makaleler marka Merhaba merkezi Müşteri Müşteri Hizmetleri Müşteri Memnuniyeti Niş Pazarlama Otomobil para pazar Pazarlama Perakende Plan planlama Reklam Satış Servis Sihirbaz Sponsor Strateji teknoloji Türkiye web Yorum Yusuf Esenkal Yönetim
  • Son Yorumlar

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes