Haftanın birinci iş günü olmasına rağmen, 300’den fazla katılımcının bulunduğu, HayalEt,HissEt,UmutEt,LiderlikEt. “Düş + Zaman = Gerçek” adlı konferanstaydım. Konuşmacıların öneminden mi, konunun çekiciliğinden mi, organizatörlerin gayretlerinden mi yoksa bütününden midir bilinmez böylesine nitelikli ve umulandan fazla sayıda bir katılım gerçekleşti. Belki de düş + zaman = gerçek, Sinan Ergin ve arkadaşlarının düşüyle başlayıp 3 aylık bir zaman sonunda gerçek olmuştu.
Geçen hafta yayınlamayı düşündüğüm pazarlama stratejisi yerine bu seferlik gündemi bu konferansa ayırıyorum. Tanrılar Okulu ve Berlusconi Konserde kitaplarının yazarı Stephano D’Anna, reklam duayeni Alinur Velidedeoğlu, Galatasaray Üniversitesi Executive-MBA öğretim görevlisi Ahmet Durul, Koton yönetim kurulu başkanı Yılmaz Yılmaz, Funika yönetim kurulu başkanı Nuri Sözkesen ve açılış konuşmasını yapan Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Oğuz Satıcı’nın katıldıkları konferansta çok yoğun fikirler üretildi, paylaşımlar yapıldı.
İnanın umduğumdan daha öğretici ve keyifli bir konferans oldu. Özellikle usta bloggerlarımızdan Arda Kutsal ve Murat Buyurgan’la karşılaşmam beni daha da mutlu etti. Uğur Yayınları genel müdür yardımcısı Hande Aydın Hanım’la beraber dinlediğimiz seminerde ön plana çıkan noktaları ve dikkat çeken cümleleri sizinle paylaşmak istedim.
Oğuz Satıcı:
- Değişimi gerçekleştirmek için geleceği tasarlamak gerekir.
- Türkiye’nin sorunu ekonomik ya da sosyal değil, kültürel ve psikolojik.
- İnovasyon sadece bir ceket, pantolon, araba, telefonda değil; bakış açısı, düşünce sistemi, prensiplerde olmalı. Bunların içine ruh ve felsefe koymalıyız.
- Markanın sadece adı değil; ruhu olmalı, felsefesi olmalı.
Ahmet Durul:
“Yaşamak, başarmak ve mutlu olmak üzerine bir yol haritası” adlı sunumunu gerçekleştirdi.
- Hayata dair her şeyi biliyoruz. Hayatı bilmiyoruz. Hayat nedir?
- Mutluluğu yanlış yerde arıyoruz. Mutluluğu olan yerde değil olmasını istediğimiz yerde arıyoruz. Örneğin evlilikte, arabada, işte, vb. gerçekte ise mutluluk içimizde kendimizde.
- Biz nasılsak dünya da öyle. Ne iyi ne kötü. Dünya sen böyle olduğundan bu durumda.
- Zirveye çıkan dağcıyı anlatan romanın zirveye ulaşma kısmı son sayfadadır. Bütün o 360 sayfa hazırlık ve çalışmayla geçiyor. Bütün olay zirveye çıkan yolda geçiyor.
- Bir zaman bozuk bir saat tamirciye geliyor. Tamirci saati tamir etmeye başladığında saat dile geliyor ve saatçiye yalvarıyor “lütfen beni tamir etme!”, “neden” diyor tamirci. “Bir saatte 60 tık, bir günde 1440 tık, bir haftada 10080 tık, bir ayda 302400 tık bir yılda….” “dur” diyor saatçi. “Senin yapman gereken sadece bir tık sadece şu an bir tık.”
Alinur Velidedeoğlu:
“Doğru Hayal Kurmak” adlı sunumunu yapan Velidedeoğlu ayağı yere basan kişi olmak için doğru hayal kurmuş ve hep hayallerinin peşinden koşmuş.
- Hayal kurarken çok büyük düşünmek lazım.
- Jim Carey henüz ailesi geçimlerini sağlamak için topyekun bir fabrikanın temizliğini yaparken kendisine 15 yıl sonrası için 5milyon dolarlık çek yazmış.
- Hayallerinizi gerçekleştirmek için fırsatlar yaratmalı ve peşlerinden gitmelisiniz.
- Armut piş ağzıma düş diyoruz. Bunun için armut ağaçlarının altında gezmeliyiz. Yanlış ağaçların altında yürümemeliyiz.
Bir hayali olduğundan bahsediyor Velidedeoğlu, yıllarca öncesinde seyrettiği ve müthiş etkilendiği daha sonra matematik hesabını yaparak Türkiye’ye 55milyar dolar kaybettiren bir film var. Midnight Express namı Türki ile Geceyarısı Ekspresi. Hayalini kurduğu şey ise bu zarara yol açan filmi çürütmek. Yıllar sonra katıldığı Cannes Festivalinde bayağı iyi Türkçe konuşan birisine rastlıyor ve “Kız arkadaşınız çok güzel herhalde” diyor (öyle güzel ki size kendi dilini öğretmiş manasında). “Hayır” diyor adam “Türkiye’de yaşadığım beş senede öğrendim”. “İmralı’da hapis yattım ismim Bill Hayes”. Derken sohbet ilerliyor ve tabi ki filme geliyor, bu noktada filmin gerçekleri yansıtmadığından Türkiye’de hapiste yaşadıklarının filmle alakası olmadığından bahsedince Velidedeoğlu kendine söylediklerini onunla röportaj yaparsa tekrarlayıp tekrarlamayacağını sorup “evet” yanıtını alınca çok seviniyor. Neyse bayağı uzun bir hikaye devamında CNN ve BBC’ye yolluyor röportajı ama yayınlamıyorlar vs. ama asıl önemli olan şu; Velidedeoğlu o röportajı geçenlerde youtube’da yayınladı. Ülkemize olan tahribatını azaltmak için ne kadar seyredilse o kadar gündeme geleceğinden sizlerden de ricam bu linkten oraya gitmeniz ve izlemeniz.
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=TweU77cDrgE]
[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=NqPMI6BnINI]
Şimdilik bu kadar…
Konferansın diğer yarısının özetini ise daha sonra yayınlayacağım. Continue reading →