Hacim artmakla birlikte acaba bu enformasyonun herhangi bir parçası insanların beynine giriyor mu?
Dil açısından bakıldığında, fazla ilerleme görülmüyor. Örneğin, İngiliz dilinde halen kabaca yarım milyon kullanılabilir sözcük var, bu da Shakespeare dönemindeki sözcük sayısının 5 katı. Buna rağmen, ortalama Amerikalı olsa olsa bu sözcüklerin yaklaşık 20.000’ini tanımaktadır. Televizyon haberlerinin sözcük dağarcığı yaklaşık 7000 sözcükten oluşmaktadır.
Enformasyonu bellekte tutma açısından bakıldığında, bilimsel bellek araştırmaları konusunda öncü bir Alman araştırmacının bulgularına göre, insanların öğrendikleri sandıkları şeylerin yüzde 80’ini 24 saat içinde unutmaktadır (Sınavlara hazırlanan her öğrenci bu deneyimi yaşamıştır).
Enformasyon erişilebilirliği açısından bakıldığında, bazı bilimciler öylesine teknik verirle boğulmuştur ki, bir deneyin yapılmasına ayırdıkları vaktin çok daha fazlasını bu deneyin daha önce yapılıp yapılmadığını araştırmaya ayırdıklarını söylemektedirler.
Şimdi, diyelim ki gerçekten kendinizi geliştirmek, futbol izlemeye son vermek ve bütün bu enformasyonu okumak istiyorsunuz. Bir örnek olarak, New York Times’a bakalım. New York Times’ın kalın pazar nüshalarından birinin sayfa sayısı 1600’den fazlaydı, ağırlığı 6 kiloydu ve 10 milyondan fazla sözcük içeriyordu.
Günde 18 saat, dakikada 500 sözcüklük bir okuma hızıyla okumanız koşuluyla, bu gazetedeki her şeyi okumanız 18 gününüzü alacaktır! O zaman da, elbette, 2 haftalık okunmamış yeni gazete sizi bekliyor olacaktır. ”Giderek daha çok şey basıyor ve daha az okuyoruz” diyen kişi haksız olmasa gerek.
Kaynak:Jack Trout’un “Yeniden Konumlandırma” adlı kitabından alınmıştır
Tags: Futbol
