Futuristler, George Carlin ve geleceğin dünyasına şekil vermek!

futuristler zirvesi 11 195x300 Futuristler, George Carlin ve geleceğin dünyasına şekil vermek!

George Carlin Amerika’da 70 ve 80 li çok önemli bir komedi sanatçısı! Ya da daha Amerikan tarzıyla söylersek o bir Standup sanatçısı. Ağzı bozuk olduğu için toplumun pek çok kesimi tarafından garip karşılandı. O kesinlikle “ailenizin komedyeni” değildi. 11 Eylül 2001’de karısını kaybetti…
Geçtiğimiz günlerde de 71yaşında kalp yetmezliğinden LosAngeles’da vefat etti.

Şimdi bu kadar alakasız birini neden bu kadar konu dışı bir şekilde anlatarak yazıma başladım biraz da onu anlatayım.
Önümüzdeki günlerde, Kasım ayının son haftasında İstanbul’da çok önemli bir toplantı gerçekleşecek!. Dünya Futuristleri İstanbul’da toplanacak ve geleceğe yön verecek konuşmalar yapacaklar. Bu konuşmalarda, geleceğin eğitim sistemlerinden, medyasına! Sağlık sistemlerinden, pazarlama yöntemlerine kadar pek çok ama pek çok konuşulacak ve tartışılacak. Örneğin gelecekte evimizde bir televizyon olacak mı? Yoksa her şeyin yerine geçen bir multimedya buzdolabı her şeyin yerine geçebilecek mi?. Kredi kartları olacak mı? Yoksa kullandığımız cep telefonları aynı zamanda kimlik, ehliyet, kredi kartı yerine geçip inanılmaz önemli cihazlara mı dönüşecek. Bir kişisel bilgisayardan bahsederken onun ne kadar kişisel olup olmayacağını tartışabilecek miyiz? İntihar ederek ölenlerin sayısının, trafik kazalarında ölenlerin sayısıyla yarışıp yarışmayacağını tartışacak mıyız? Yoksa aslında tartışmaya bile gerek yok, bu hayatımızın en önemli sorunlarından biri mi olacak!.
İşte bizler bu toplantıya hazırlanırken, kısacası dünyaca ünlü futurist Jacque Fresco’yu canlı dinleme şansını yakalamışken; yazımın başında bahsettiğim komedi sanatçısın George Carlin’in günümüz dünyasını özetleyen şu yazısını okumanızı tavsiye edeceğim!.
Futurisler toplantısına gitmeden önce bu satırların arasında kaybolacaksınız. Geleceğin dünyasını nasıl şekilleneceğine tanık olmak için hazır mısınız?

İşte George Carlin ve günümüz dünyasının kısa tarifi….

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto
yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.

Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın
alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.

Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev
gereçleri, ama daha az zamanımız var. Daha çok eğitimimiz, ama daha az
sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var. Daha
çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama
daha az sağlığımız var .

Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz,
çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok
geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok
fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz. Mal varlıklarımızı
çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık. Çok konuşuyoruz, çok az
seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.

Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidipgelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin
karşısına geçmekte sorunumuz var. Dış Uzayı fethettik, ama iç
dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işleryapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik. Atoma hükmettik, ama
önyargılarımıza edemedik. Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz. Koşuşmayı öğrendik,
ama beklemeyi öğrenemedik. Daha fazla bilgiyi depolamak, her
zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar
yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.

Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır. Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir. Bugünler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve
neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi
yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin
sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız. Öyle
bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği
ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.

Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen an ların
sayısıyla ölçülür.

Tags: , , , , ,

Leave a comment

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes