Posts Tagged: harcama


14
May 09

Pepsi’nin Sultanı, Seda Sayan!

 Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Seda Sayan bombayı patlattı ve Pepsi’nin yeni yüzü olduğunu açıkladı. Kimine göre bu Pepsi’nin bombası olsa da Seda Sayan’ın Pepsi ile yaptığı anlaşmanın rakamını hayal ettiğimde bunun sadece ve sadece Seda Sayan’ın bombası olabileceğine inanıyorum.

Pepsi’nin halkın en çok sevdiği sanatçılardan biri ile anlaşması beni şaşırtmadı. CNN Türk’te çalıştığım yıllarda Kanal D ile aynı binayı paylaştığımız için çok iyi biliyorum. Hafta içi her gün kanalın önü yatıra döner, eşine iş isteyenler, çocuğuna sağlık isteyenler Kanal D’nin bahçesini doldururdu. O saatlerde kanalın güvenlik personeli de iki katına çıkarılır olağanüstü önlemler alınırdı. Türkiye’nin Ophrah’ı için buraya kadar her şey normal. Normal olmayan şey ise iletişim fakültelerinde öğretilen “Reklamlarda ünlü kullanmanın markanın önüne geçeceği” teorileriydi. Bu ders anlatılırken verilen örnek ise Zeki Müren ve Ajda Pekkan’ın rol aldığı efsane haline gelen Alo reklamlarıydı. Aramızda kalsın aradan en az 25 sene geçmiş biz hala bu başarısız reklamları konuşuyoruz ne başarısız reklamlarmış bunlar böyle…

20081103 old pepsiA Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Kısacası ben ünlünün markanın önüne geçeceğine falan inanmıyorum. Doğru seçilen  bir ünlü pazarlamada inanılmaz işlere imza atabilir. “Think Global, do local” işte o zaman gerçeklik kazanır. Eyy Pepsi’nin Seda Sayan’la yaptığı anlaşmayı yadırgayanlar. Neden üzülüyorsunuz? Bu anlaşmadan hoşlanmadıysanız, Pepsi’nin yeni hedef kitlesi siz değilsiniz demektir bu çok açık görülmüyor mu?

Pepsi, sadece  içecek olarak değil ama ürettiği atıştırmalık ürünlerle en büyük rakibi Coca Cola’yı cirosal anlamda geçmeyi başardı.  Başarıyı neyle ölçmek istersiniz? Eğer para söz konusu ise işte size Pepsi örneği.

258 Pepsinin Sultanı, Seda Sayan!

Bana göre Pepsi’de en az Coca Cola kadar incelenmesi gereken efsane bir markadır. Aldığı radikal kararlarla gündemde kalmayı başaran ürün çeşitliliğini arttıran, bulunduğu ortamlara çok hızlı uyum sağlayan bir markadır. Dünyada logosuyla sürekli oynayan ama bilinirliğini hiçbir zaman kaybetmeyen bir markadır.

Continue reading →


20
Mar 09

Tükenen bilinç, artan tüketim!

81 w250 Tükenen bilinç, artan tüketim!

İletişim fakültesinde öğrenci olduğum 90’lı yıllardan bu yana iletişimin gücünün etkin ama  sorumlu kullanılması en ilgimi çeken konulardan biri olmuştur. Öyle ya onun gücü yeni mesleklere kucak açıyor, medya ile  birleşen güçler toplumda hakim anlayışı etkiliyor Sektördeki teknolojik gelişim ise, ileti bombardımana maruz kalmamıza neden olurken, pek çoğumuz,  neden niçin sorularını sormadan, gerçek kaynağı merak bile etmeden çoğu kez  bize iletilenlerle yetinmeyi tercih ediyoruz. Bu bir “gerçek” ve kolay kolay da değişeceğini zannetmiyorum.

Bir başka deyişle, iletişim teknolojisinin akıl almaz bir  hızla gelişimi, özünde iletişim yatan mesleklere ivme kazandırırken, iletilerin yoğunluğu ve yayılma gücü, insanların, iletilerin sunduğu yaşam biçimini amaç edinmesine zemin hazırlıyor… Sorduğunuzda asla seyredilmeyen “Televole” yapımları reyting rekorları kırıyor. Kavgalar ve dövüşler izlenme oranlarını en yükseğe taşımaya devam ediyor.

Kitle iletişim araçları, iletileri daha kısa sürede daha geniş kitlelere ulaştırma gücünün ötesinde, kendi hakim anlayışlarını kamuoyu ile  buluşturuyor…..

Kişi ya da kuruluşlara, medya ile ilişkileri sayesinde olumlu ya da olumsuz imajlar yükleniyor, halkla ilişkiler reklam gibi iletişim şemsiyesi altındaki mesleklerle sempati ya da antipati yaratılabiliyor. Bazen kamuoyunun, bazen de, iletişim şemsiyesi altındaki mesleklerin uygun gördüğü sıfatlar medya aracılığı ile liderlere yükleniyor.

Musolini’nin söylediği gibi “Cinematographia el arma piu forte!”, “Sinematografi dünyanın en güçlü silahı” olarak hala yerini kaybetmiyor. Almanların ünlü probaganda subaylarının görevlerini yoksa show tv’nin kıvırcık muhabirleri mi alıyor?

Medyada örneklerine sıkça rastladığımız pek çok haber, olayın  derinine inilmeme ya da iletinin istendiği biçimde oluşturulma ihtimalini akla getiriyor

Aslında, iletişim teknolojisinin hızlı gelişimi bir yandan kuruluşları bu sürate ayak uydurmaya zorlarken, diğer taraftan özünde iletişim yatan  mesleklere de ivme kazandırıyor. Küreselleşmenin, iletişimin sınır tanımaz gücüyle birleşmesi, dünyanın pek çok ülkesinde insanların aynı zamanda, aynı ürünleri tüketmesine , aynı alışkanlıkları benimsemesine, hatta aynı görüntüye sahip olmasına neden olurken,  Mc Luhan’ın deyişiyle, dünya giderek küçük bir köy haline dönüşüyor.

Unutmamalıyız imaj devrinde yaşıyoruz imajımız yerinde olmalı, çağdışı düşüncelerden uzak durmalı, felaket tellalcılığı yapmamalıyız!!!

Continue reading →


4
Jan 09

AVM’lerde kurulabilecek orijinal stand ve kiosk’lar

rmu AVMlerde kurulabilecek orijinal stand ve kiosklar

Morfikirler.com‘da yayınlanmış güzel bir yazı….

 

Alışveriş kültürü değişiyor. Artık “sıra dışı” ve “orijinal” girişimler başarılı olabiliyor. Alışveriş merkezlerindeki görkemli mağazaları kanıksayan müşteriler, minik ve sevimli standlara, otomatlara ilgi gösteriyor…

KRİZLE birlikte büyük alışveriş merkezleri sıkıntıya girdi. Müşteri sayısı azaldı, tüketiciler birbirini taklit eden yenilikleri kanıksadılar. Daha da önemlisi harcama arzusu törpülendi, eller cüzdanlara gitmez oldu.
Yenilik üzerinde kafa yoran alışveriş merkezi yöneticileri, mağazalara müşteri çekmek ve ziyaretçi sayısını artırmak için “corner”, “büfe”, “otomat” gibi uygulamalara önem vermeye başladılar. Ancak bunların buluşsal nitelik taşıması ve yenilik olarak sunulması şart. Orijinal etkinlikleri alışveriş merkezlerine taşıyacak pratik uygulamalara böylece kapı aralanmış oldu.

AVM’LERDE İŞYERİ KOMPOZİSYONU DEĞİŞİYOR
Aynı sorun krizle birlikte yaşayan Amerika’da da var. Herhangi bir “shopping center” içinde tüm görkemiyle yer alan bağımsız mağazalar kanıksanırken, köşe başında tezgâh açmış sevimli bir “hotdog corner” ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Kriz sadece Amerika değil tüm dünyada tüketim alışkanlıklarını değiştirmeye başladı. İndirimli fiyatlarla alışveriş yapmak isteyenler “discount mağazalarına” hücum ediyor, alışveriş merkezlerinin sistem görüntüsü baştan sona değişiyor.

Elektronikten giyime, gıdadan inşaat malzemesine hemen her şeyi satan “indirim mağazaları” şimdi alışveriş merkezlerinde de açılmaya başlandı. İndirim mağazalarında uzmanlaşmaya giden örnekler artık kalabalıkları çekmenin bir başka yolu olarak görülüyor.

Özellikle İngiltere’de bir alışveriş kültürü haline gelmiş varoşların “second hand” (ikinci el) mağazacılığı da hemen her şeyi anında kullanıp atmaya alışmış Amerikalıların hayatına girmeye başladı. Bazı “mall”ların uzak köşelerinde “garantili satış” yapan “ikinci el” mağazaları görülüyor. Bunların içinde hijyenik koşullardan geçmiş, yenileştirme işlemine tabi tutulmuş giyim eşyası satanlar bile var! Bu gidişle tüm ihtiyaç maddelerini en geniş yelpazede aynı mekânda satışa arz edecek yeni bir alışveriş kültürü doğacak. Bu mağazalarda personel giderlerinden azami tasarruf esas olurken güvenlik görevlileri dışında tüm personel asgariye indirilecek.
“Fastfood restoranları” müşterinin kendi servisini yapmasını istemekle kalmayıp, kalan artıkları yine müşteriyi kullanarak nasıl çöp sepetine attırıyorsa, ürün seçiminden ödemeye kadar her şeyi müşteriye yaptıran “yeni nesil alışveriş sistemleri” oluşacak. En büyük değişim şimdi çok katlı alışveriş merkezlerinde görülüyor. Giyim kuşam ve elektronik ağırlıklı mağazacılık anlayışı daha geniş bir yelpazede başka işyerlerinin açılmasına da imkân verecek.

Continue reading →


15
Oct 08

Fish Card, hoşgeldin.. Bir sen eksiktin!



Apply for a Credit Card Online -

Evet, artık bozuk paralarımıza da göz diktiler ve başaracaklar…

Fish Card, Cem Boyner’in Advantage Card ile anlaşmasının bitişi ile birlikte gün yüzüne çıktı. Bir kredi kartından fazlası vaadi ile piyasaya sürülen bu kartın özelliklerine www.fishcard.com.tr adresinden bakabilirsiniz. Benim dikkat çekmek istediğim husus Fish Card’ın bozuk paraya talip olması diyor ki “10 lira harca şunu kazan” arabalar, tatiller şu bu… 

Bugünlerde Bonus Card diyor ki “Dünyada bir ilk her 50 ytl harcamana her hafta 1 ev”. Bence Fishcard’tan daha cazip değil.. Zaten 50 ytl ve üstü harcamaları kredi kartı ile yapıyor insanlar ha bu harcamalarda Bonus’u seçmesi yine güzel fakat Fish ne diyor 10 ytl harca (yani başka kredi kartı ile harcamayı düşünmeyeceğin küçük rakamları da bizim kartımızla harca) ve her gün kazan…

Siz ne düşünüyorsunuz?

Fish Kart kredi kartı piyasasında başarılı olur mu?

Anket Sonuçları

Loading ... Loading ...

Continue reading →

  • Sayfalar

  • Linkedin

  • Mini anket

    Sizce İstanbul'un yeni Alışveriş Merkezlerine ihtiyacı var mı?

    Anket Sonuçları

    Loading ... Loading ...
  • Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes